16 Aralık 2014 Salı

Rüya



"Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!"
Schopenhauer




Düşler gerçekten güzel olunca;  rüyalar da yaşamdan güzel olur. Onun içindir geceye sığınmamız; karanlığıyla saklasın, sessizliğiyle sarsın…Bir ırmak gibi alsın götürsün ruhumuzun özlediğine…

Yolların, yılların yapamadığını o yapsın. Kırgınlıkları,  küskünlükleri, öfkeleri araya girenleri; çağlaması silsin…
Ay güzelliğini esirgemez düşlerden ve de rüyalardan…

Gece, Ay, ırmak ve rüya…Süslesin benliğimizi ritmiyle, ışıltısıyla…

Rüyada sevgi ilk halindedir. Kırılmamış, örselenmemiş, tükenmemiş… Konuşursun, koklaşırsın, sarılırsın, hasret giderirsin… Uyandığında kokusu burnundadır; huzuru ruhunda.

Bazen , barışma aracıdır rüyalar. Köprü Üstü Aşıkları filminde şöyle der kadın, hapishaneye terk ettiği sevgilisini  görmeye gittiğinde: “Rüyalarım gönderdi beni , Rüyasında gördüğünü uyanınca aramalı insan bu hayatı  kolaylaştırır. -Alo, seni rüyamda gördüm. ’Aşk uyandırdı beni’ “


Ama gururu hangimiz alt edebiliriz ki; hangimiz arayabiliriz, ben geldim diyebiliriz… Ayrılıklara mahkûm, rüyalara mecburiyetimiz bundandır.

Rüyaya daldığımız ırmağın Lethe olmamasını şans bilip; damla damla biriktirdiğimiz özlemimizle, kavuşmayı bekleyeceğiz…


Bizi götür, kokumuzla ey ırmak; aşk uyandır onu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder